"Baharın gelmesiyle birlikte Tanrı’nın bağışladığı bütün gücünü
ortaya koyarak süslenen, çiçeklerle bezenen bizim Petersburg kırlarında
insana dokunan, ama ne olduğu anlaşılmayan bir şey vardır. Bazen
yalnızca acıyarak bazen de hiç farkına varmadığımız,
cılız, hastalıklı bir genç kızı, ama bir gün, beklemediğimiz bir anda,
birdenbire değişerek anlaşılmayan bir güzelliğe bürünen bir kızı
anımsatır Petersburg kırları. Bu kızın karşısında şaşırmış, kendinizden
geçmişinizdir. Elinizde olmadan, "Hangi güç bu bezgin, düşünceli gözlere
parlaklık verdi? Bu çökmüş, solgun yanaklara kan nereden geldi? Bu
yumuşak yüz çizgilerine tutkuyu kim verdi? Bu göğüsler neden böyle
kabarıp kabarıp iniyor? Bu soluk yüzlü kıza birdenbire bu canlılığı,
diriliği, güzelliği veren nedir? Kim onun yanaklarına bu gülücüğü
kondurdu? Bu hayat dolu, şen şakrak kahkahaları veren kimdir?" diye
sorarsınız kendi kendinize. Gözleriniz birilerini arayarak çevrenize
bakınırsınız. Ve bir anda her şeyi anlarsınız. Ama o an hemen geçer;
belki de ertesi gün gene aynı dalgın bakışla, aynı solgun yüzle,
hareketlerdeki aynı ürkeklikle, bezginlikle, hatta bir anlık
taşkınlığından dolayı duyduğu pişmanlıkla, aynı tasayla, aynı hüzünle
karşılaşırsınız. Bu bir anda gelip geçen güzelliğin neden böyle kısa
ömürlü olduğunu ve artık bir daha dönmeyeceğini içiniz burkularak
düşünür, sevmeye bile vakit bulamadığınız bu aldatıcı, bir işe yaramaz
güzelliğe ta derinden kırılırsınız."
Dostoyevski
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder